Yapı sektörünün yakın geçmişini hatırlayanlar; büyük paftaları, ozalit makinelerini, katlanarak dosyalara yerleştirilen projeleri ve her nüshaya tek tek atılan imzaları iyi bilir.
Proje hazırlamak kadar onu çoğaltmak, düzenlemek ve ilgili kuruma teslim etmek de başlı başına bir işti. Küçük bir değişiklik yapıldığında etkilenen paftaların yeniden hazırlanması, basılması ve dosyalanması gerekirdi.
Bilgisayarların ve CAD yazılımlarının yaygınlaşmasıyla bu süreç büyük ölçüde kolaylaştı. Çizimler daha hızlı hazırlandı, düzeltmeler daha rahat yapıldı ve projeler elektronik ortamda paylaşılmaya başlandı.
Ancak uzun yıllar boyunca değişmeyen bir şey vardı: Proje bilgisayarda hazırlanıyor, teslim aşamasına geldiğinde yeniden kâğıda dönüyordu.
5 Ağustos 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan iki yeni yönetmelik, proje teslimindeki bu alışkanlığı değiştirmeye hazırlanıyor. Yapı ruhsatına esas mimarlık ve mühendislik projelerinin dijital olarak hazırlanması, teslim edilmesi, incelenmesi ve saklanması için yeni bir dönem başlıyor.
Ozalitten dijital teslime “Yeni Çağ“
Ozalit döneminden CAD’e geçiş, proje hazırlama yöntemini değiştirmişti. Şimdi yaşanacak dönüşüm ise projenin ilgili kurumlara nasıl sunulduğunu ve nasıl takip edildiğini değiştirecek.
Bugün birçok proje ofisi çalışmalarını zaten dijital ortamda hazırlıyor. Mimari, statik, mekanik ve elektrik projeleri bilgisayarda çiziliyor; hesaplar yazılımlarla yapılıyor ve dosyalar elektronik ortamda paylaşılıyor.
Buna rağmen ruhsat süreçlerinde basılı paftalar, imzalı dosyalar ve fiziksel arşivler kullanılmaya devam ediyor. Dijital olarak başlayan proje, sürecin sonunda tekrar basılı belgeye dönüşüyor.
Yeni düzenlemelerle birlikte bu süreçteki iletişim kopukluğunun azaltılması hedefleniyor. Projenin hazırlanmasından teslimine, incelenmesinden onayına kadar olan sürecin daha büyük bölümü dijital ortamda yürütülecek.
Bu sayede yalnızca kâğıt kullanımı azalmakla kalmayacak; hangi dosyanın güncel olduğu, hangi değişikliğin ne zaman yapıldığı ve projenin hangi aşamada bulunduğu da daha kolay takip edilebilecek.
Yeni düzenlemeler neler getiriyor?

“Mimarlık ve Mühendislik Projelerinin Dijital Olarak Hazırlanması Hakkında Yönetmelik”, yapı ruhsatına esas projelerin hangi dijital kurallara göre hazırlanacağını belirliyor.
İki boyutlu proje paftaları ve ilgili belgeler PDF/A formatında düzenlenecek. Üç boyutlu yapı modelleri ise BIM tabanlı hazırlanarak IFC formatında teslim edilecek.
Buradaki temel amaç, yalnızca üç boyutlu bir bina görüntüsü oluşturmak değil; farklı proje disiplinlerinin birbiriyle uyumlu iş birliği süreçlerini sorunsuz sağlamak.
Teslim edilen model ile projeye ait paftaların birbiriyle uyumlu olması beklenecek. Böylece modelde farklı, paftada farklı bir çözüm bulunmasının önüne geçilmesi amaçlanıyor.
İkinci yönetmelik ise projelerin Elektronik Proje Yönetim Sistemi, yani e-PYS üzerinden teslim edilmesini ve yönetilmesini düzenliyor.
Proje müellifleri hazırladıkları dosyaları sisteme yükleyecek. İlgili idareler ve yapı denetim kuruluşları incelemelerini sistem üzerinden gerçekleştirecek. Eksiklikler, düzeltme talepleri, yeni yüklemeler, kabul ve ret işlemleri dijital ortamda kayıt altına alınacak.
Güvenli elektronik imza ile teslim edilen uygun dijital dosyalar için ayrıca basılı nüsha istenmemesi de mümkün olacak.
Dijital hazırlamayla ilgili yönetmelik 1 Eylül 2027’de, elektronik teslim ve yönetim düzenlemesi ise 1 Eylül 2028’de yürürlüğe girecek. Uygulama bütün yapılarda aynı anda başlamayacak; yapı büyüklüğü, kullanım türü ve bulunduğu bölgeye göre kademeli olarak genişleyecek.
Proje ofislerinde neler değişecek?
Yeni dönem, proje ofisleri açısından yalnızca farklı bir dosya formatı hazırlamak anlamına gelmiyor. Ofis içindeki çalışma düzeninin de teslim şartlarına uygun hâle getirilmesi gerekecek.
Mimari, statik, mekanik ve elektrik ekiplerinin projeye daha erken aşamada birlikte bakması önem kazanacak. Kat isimleri, mahal numaraları, proje dosyaları ve teslim düzeni için ortak kurallar oluşturulması gerekecek.
Bugün birçok ofiste proje tamamlandıktan sonra başlayan kontroller, zamanla projenin daha erken aşamalarına taşınacak. Böylece teslim gününde karşılaşılan eksikler ve son dakika düzeltmeleri azaltılabilecek.
Proje dosyalarının isimlendirilmesi, güncel dosyanın belirlenmesi ve yapılan değişikliklerin takibi de daha düzenli hâle gelecek. “Son”, “son revizyon” veya “final yeni” gibi kişisel dosyalama yöntemlerinin yerini daha anlaşılır bir teslim sistemi alacak.
Bu değişim, ekipler içinde yeni görevlerin ortaya çıkmasını da sağlayabilir. Projenin dijital düzenini takip eden, farklı disiplinleri bir araya getiren ve teslim öncesi kontrolleri yöneten kişilere daha fazla ihtiyaç duyulabilir.
İlgili kurumlar açısından ne değişecek?
Dijital teslim, belediyeler ve diğer ilgili idareler için de önemli bir değişim anlamına geliyor.
Proje dosyaları fiziksel klasörler içinde elden ele dolaşmak yerine sistem üzerinden incelenebilecek. Tespit edilen eksiklikler ve istenen düzeltmeler proje sahibine veya müellifine dijital ortamda bildirilebilecek.
Yapılan işlemlerin sistem üzerinde kayıt altına alınması, sürecin daha kolay izlenmesini sağlayabilir. Projenin ne zaman teslim edildiği, hangi eksiklerin bildirildiği ve düzeltmelerin ne zaman tamamlandığı daha açık şekilde görülebilir.
Fiziksel arşiv ihtiyacının azalması da önemli bir kazanım olabilir. Yıllar sonra ihtiyaç duyulan bir projeye, raflarda veya dosya depolarında arama yapmak yerine dijital sistem üzerinden erişilebilmesi hedefleniyor.
İşveren için ne anlama geliyor?
İşveren açısından bakıldığında yeni dönem, proje hizmeti alınırken sorulacak soruları da değiştirecek.
Bir proje ofisinin yalnızca iyi tasarım yapması veya hızlı pafta hazırlaması yeterli olmayabilir. Hazırladığı projeyi belirlenen standartlarda teslim edebilmesi, farklı disiplinleri uyumlu şekilde yönetebilmesi ve güncel dosyaları düzenli biçimde takip edebilmesi de önem kazanacak.
Doğru hazırlanan proje dosyaları yalnızca ruhsat aşamasında kullanılmayacak. Yapım sürecinde, metraj çalışmalarında, maliyet takibinde ve ilerleyen yıllarda yapılacak yenilemelerde de önemli bir kaynak oluşturabilecek.
Bu nedenle dijital teslim, yalnızca idarelerin istediği yeni bir zorunluluk olarak görülmemeli. Projenin daha düzenli ilerlemesi ve yapılan çalışmanın sonraki aşamalarda da kullanılabilmesi için bir fırsat olarak değerlendirilmelidir.
Yapı sektöründe BIM’in sağladığı en büyük avantajlardan biri de reaktif çalışma biçiminden proaktif yönetim modeline geçiş sağlamasıdır. CAD merkezli yapıda sorunlar çoğu zaman ortaya çıktıktan sonra fark edilir. BIM merkezli yapıda ise sorunlar tasarım, koordinasyon ve model kontrol aşamalarında daha erken görünür hale gelir. Bu fark, özellikle karmaşık yapılarda maliyet kontrolü, disiplin koordinasyonu ve teslim güvenliği açısından son derece belirleyicidir. Çünkü bir problemin sahada çözülmesi ile model üzerinde çözülmesi arasında zaman, maliyet ve itibar açısından çok büyük fark vardır.

Yapay zekâ bu sürece nasıl katkı sağlayabilir?
Düzenli ve dijital ortamda tutulan proje verileri, ilerleyen dönemde yapay zekâ destekli kontrollerin kullanılmasını kolaylaştırabilir. Yapay zekâ; eksik bilgileri, olası uyumsuzlukları veya tekrar kontrol edilmesi gereken noktaları proje ekibine gösterebilir. Ancak nihai karar ve proje sorumluluğu yine mimar ve mühendislerde kalacaktır.
Hazırlık için son tarihi beklememek gerekiyor
Yeni düzenlemelerin kademeli olarak uygulanacak olması, proje ofislerine ve ilgili kurumlara hazırlık için zaman tanıyor.
Ancak bu süreci son tarihe kadar beklemek yerine bugünden küçük adımlarla başlatmak daha doğru olacaktır. Mevcut çalışma yöntemleri gözden geçirilebilir, dosya düzenleri standartlaştırılabilir ve örnek bir proje üzerinde dijital teslim denemeleri yapılabilir.
Ekiplerin BIM, IFC ve dijital proje teslimi konularındaki bilgi seviyeleri değerlendirilerek gerekli eğitimler planlanabilir. Teslim öncesi hangi kontrollerin yapılacağı ve bu kontrollerden kimlerin sorumlu olacağı şimdiden belirlenebilir.
Ozalitten CAD’e geçiş, yapı sektöründe önemli bir dönüm noktasıydı. Bugün ise proje hazırlama ve teslim süreçlerinin birlikte dijitalleştiği yeni bir döneme giriyoruz.
Bu değişim ilk bakışta yeni dosya formatları ve yeni bir teslim sistemi gibi görünebilir. Ancak asıl etkisini proje ofislerinin çalışma düzeninde, disiplinler arasındaki iletişimde ve kurumların proje inceleme yöntemlerinde gösterecek.
Yazılım 3D olarak bu süreci yalnızca teknolojik bir yenilik olarak değil; yapı sektörünün daha düzenli, daha izlenebilir ve birlikte çalışmaya daha açık bir yapıya geçişi olarak değerlendiriyoruz.
Derleyen: Tolga Arçok



